
Bağırsak mikrobiyotası genel sağlığımız üzerinde çok önemli bir rol üstlenir ve kilo problemleri de dahil olmak üzere pek çok sağlık sorunu bağırsaklarımızla yakından ilişkilidir. Hal böyle olunca da bilim insanları bu konuda yoğun araştırmalar içerisine girmiştir. Kısa bir süre önce bu çalışmalara önemli sonuçlarıyla bir yenisi daha eklendi. Yeni bir araştırma, bağırsaklardaki mikropların yaşaması için gerekli olan lif, beslenmede bulunmadığında, vücudumuzun ne gibi sonuçlarla karşılaştığını belirledi.
Bağırsak mikrobiyotasında 1000 den fazla türde bakteri ve bunlara ait 3 milyondan fazla gen bulunur ve bunların toplam ağırlığı yaklaşık 2 kg’dir. Bağırsak bakterilerimizin üçte biri diğer insanlarla aynı olmakla birlikte kalan üçte ikisi her bir bireyde çevresel ve beslenme gibi faktörlerden etkilenerek farklılaşır.
Bağırsak bakterileri sağlıklı bir bağışıklık sisteminin olmazsa olmazıdır ve zararlı mikroorganizmaların olumsuz etkilerini önlediği için sağlığımız üzerinde çok önemlidir. Ayrıca mide ve ince bağırsak tarafından sindirilemeyen gıdaların sindirimine ve bazı vitaminlerin üretilmesine yardımcı olur.
Sağlıklı bir bağırsak sistemi için lifli gıdaların ne kadar önemli olduğunu biliyoruz. Fakat yeni bir araştırma ile yeterli lif alınmadığında bağırsaklardaki mikropların nasıl etkilendiği daha detaylı bir şekilde ortaya çıktı.
Dr. Martens önderliğinde uluslar arası bir ekip tarafından yürütülen çalışmada özel yetiştirilmiş fareler kullanıldı. Fareler kendi bağırsak bakterileri olmadan dünyaya getirildi ve yetiştirildi. Sonrasında farelere insan bağırsağında bulunan 14 bakterinin transplantasyonu yapıldı.
Bu 14 bakterinin genetik yapısı bilindiğinden zaman içinde nasıl evrimleştiği rahatlıkla gözlemlendi. Genetik teknikler kullanılarak farklı beslenme koşullarında bu bakteriler incelendi.
Fareler, insanlarda bulunan E.E. coli bakterisine eşdeğerde bakteriyle enfekte edildi. Sonrasında farklı lif içeriğine sahip olan diyetler farelere uygulandı. En düşük düzeyde işlenmiş tahıllar/bitkilerden oluşan ve %15 lif içeren diyet, hiç lif içermeyen diyet ve saflaştırılmış ve sonradan eklenmiş prebiyotik lif içeren diyet ile fareler beslenerek bu üç farklı beslenmenin etkilerine bakıldı.
Hücre(Cell) Dergisinde yayınlanan araştırma sonuçlarına göre diyetinde %15 oranında lif bulunan farelere verilen enfeksiyon yayılmadı, çünkü onları enfeksiyonlara karşı koruyan mukus tabakası kalın kalmıştı. Sonrasında liften tamamen yoksun bir diyet uygulandığında ise bağırsak bakterileri mukus tabakasını yemeye başladı. Liften yoksun geçirilen birkaç günde bile bakterilerin kolon duvarını istila etmeye başladığı gözlemlendi. Takviye prebiyotik lif içeren diyette de liften yoksun diyettekine benzer sonuçlar elde edildi. Mukus duvarı bakterilerin etkisiyle aşınmaya başladı.
Araştırmacılar ayrıca, bakterilerin lifleri sindiren hangi enzimleri ürettiğini de belirledi. Tıpkı insan bağırsağındaki karmaşıklıkta olan ve karbonhidratları sindiren 1600 farklı enzimin varlığı tespit edildi. Yetersiz lif alımı sonucunda da mukus bozucu enzimlerin aşırı üretiminin tetiklendiği belirlendi. Normal bir bağırsakta mukus sabit bir tempo ve döngüde üretilip azalırken, liften yoksun kaldığında ise üretiminden çok daha hızlı bir şekilde azalmakta olduğu gözlemlendi.
Bu önemli bulgulardan sonra araştırmayı yürüten bilim insanları gelecekte farklı lif kombinasyonlarıyla daha uzun süreli çalışmalar yapmayı ve daha kapsamlı sonuçlar elde etmeyi planlıyorlar.